Denge

Nedir denge.
Dök elindekileri. Sakladıklarını. Hatırladıklarını. Unutulmaya yüz tutmuş olanları.
Ne kadar çıkabileceksin yukarıya. Artık atılacak adım kalmadı, basılacak basamak yok artık diyebilir misin ölümün olduğu bir yerde.
Ne kadar yuvarlanacaksın aşağıya. Basıp da durabilir misin ve burası kuyunun dibidir artık diyebilir misin ölümün olduğu bir yerde.
Nedir denge.
Akıl, zihin, bilinç ve mantık. Kalp, gönül, duygu ve his. Hangisini yok sayıp, hangisini var edeceksin. Hangisini hangisiyle ezeceksin. Hangisi galip gelirse mutlu olacaksın.
Nedir aradığın? Sahiden mutluluk mudur istediğin?
Nedir elindeki ölçü? Kendini çok iyi hissetmenin sarhoşluğuyla, acının en derinlerde hissettirdiği hazzın tatlılığında kaybolduğunda nedir sana yol gösterecek olan?
Denge. Sahiden nedir denge.
Basıp da durduğun eşiğin farkında mısın? Kaç kapıdan geçtin, adımını attığında artık geriye dönüşü yok bunun dediğin.
Seçim yapmak kapılarında; acele etmek ve geç kalmak arasındaki o belirsizliklerde ne kadar kimliksizleşebildin.
Denge. Kimliklerinin ağırlığı üzerindeyken, tutturabileceğin bir şey midir.
Adalet terazisini tutan o elin, gözlerinin kapalı olmasının nedeni, bir kimliksizleşme hali değil de nedir?
Hepimizin bir şekilde birbirine bağlı olduğu bu dünyada; tanrı’dan istediğin/talep ettiğin bir şeyin olması durumunda; farkında olmasan bile birilerinin hakkını yemekte olduğunu anladığında hala istemekte diretebilir misin.
Ne bedeller ödetiyor istemek bize. Nelerimizden çalıyor, ruhlarımızın kirlenmesi pahasına, istemek hırsı nasıl da göz göre göre kendini var ediyor da, kimliklerimiz ve egolarımız kendini parlatıyor.
Denge. İstemek ile çok büyük bir sorunu olmalı dengenin. İsteyenler, her ne pahasına olursa olsun, benim istediğim olsun diye diretenler yani; hırslarının kurbanı olduklarının farkına varmamalı mı artık.
Denge. Belki de, istemek yokluğunda kendini var eden bir tutunma halidir en fazla.

Kategori: Genel Yazı

Etiket: {Adalet} {Akıl} {Denge} {Duygu} {Gönül} {Hırs} {Kalp} {Kimlik} {Ölüm} {Zihin}

Dijital dünya ve internet

Pentium 100 işlemcili pclerde, Microsoft Windows 95’in mavi ekranlarına az maruz kalmadığımız, 1.44 mb disketlerin veri saklama işlevini yerine getirdiği, cd okuyucuların her makinede olmayıp, lüks olduğu dönemler.
Icq seslerinin kulaklarımıza kazındığı, Mirc kanallarında admin olmanın en şaşalı ünvanlardan biri olduğu dijital çağ.

Birbirini hiç tanımayan insanların, uzaktaki “Kullanıcı”lara kendilerini takma isimlerle (Nickname) tanıttığı ve yüzlerce farklı kimlik yaratabildiği bir dünyanın kapısı olabildiğince aralanıyordu. İnsanların kendilerini istedikleri gibi gösterebildiği bu “Büyü” çoğu internet kullanıcısının kayıtsız kalamayacağı bir durum olarak günümüze kadar devam edecekti.

İnternetin sınırsız kapsama alanı içinde, firmalar da kendilerine yer bulabilecek ve kendilerini ifade etmek isteyen firmaların bu gereksinimleri, tasarımcısından, yazılımcısına kadar birçok yeni meslek grubunu yaratacak ve gün geçtikçe yaratmaya devam edecekti.

Çoğu internet kullanıcısının ilk mail hesaplarını aldığı ve dönemin en çok kullanılan arama motoru olan Yahoo’nun tahtı kendilerinden 3 sene sonra kurulan Google tarafından sarsılacak ve Google’ın devrim niteliğindeki bu darbesi ne geçici olacak ne de “Arama motoru” alanında sınırlı kalacaktı. Sadece internet kullanıcılarının değil, markaların da kendilerine kayıtsız kalamayacağı bir düzen inşa etmişler ve dev bir ekonomiye dönüşmüşlerdi.

Dijital çağın ikinci büyük devrimi, sosyal paylaşım sitesi olan Facebook tarafından gerçekleştirildi. Bugün dünya çapında 1 milyardan fazla kullanıcısı bulunan Facebook aynı zamanda bazı kaynaklara göre dünyanın en fazla ziyaret edilen sitesidir. (Google ve Facebook 1. ve 2. sırayı aralarında paylaşıyor.)
Facebook’un kapıyı araladığı ve arkasından Twitter, Instagram gibi markaların girdiği bu yeni düzen aynı zamanda kendi medyasını da yarattı: Sosyal medya.
Yeni alanlar yine yeni meslek grupları yarattı.

Yukarıda adını andıklarımızla ve uluslararası hizmet veren birçok mecranın yerli kopyalarıyla birlikte bu dünya olabildiğince genişledi ve genişlemeye devam ediyor.

Basılı yayın, radyo ve televizyon reklamlarından sonra, birçok markanın artık kayıtsız kalamayacağı internet reklamcılığı da gün geçtikçe daha da değer kazanmakta ve her an yeni şekillerde karşımıza çıkmakta.

Kısaca.
Yaklaşık 20 seneyi kapsayan ve oldukça hızlı değişip, gelişen bu dijital çağ her an yeni şeyler söylemeye devam edecektir.

Kategori: Genel Yazı

Etiket: {Admin} {Çağ} {Dijital} {Dünya} {Facebook} {Firma} {Google} {Icq} {Instagram} {İnsan} {İnternet} {Kimlik} {Kullanıcı} {Mail} {Marka} {Meslek} {Mirc} {Microsoft} {Nickname} {Radyo} {Reklam} {Sosyal medya} {Televizyon} {Twitter} {Uluslararası} {Windows} {Yahoo} {Yeni}