Kader

Bir otobüs geçer yetişmekte olacağın. Olur bazen. Olmaz yani, yetişemezsin. Bağırırsın, gördüğü halde durmazsa şoför küfür edersin belki içinden. Sonra kendine kadar gidersin. “Biraz daha erken çıksaydım evden, biraz daha hızlı yürüseydim…” Bir hesaplaşma hali yani. Kendinle yüzleşmeye kadar götürürse seni, o da iyi.
Çünkü bazen elindeki taşı kendinden başka herkese fırlatırsın. Kendinden başka herkesi suçlarsın. Yargılarsın. Sadece kendine dokun(a)mazsın. Bu kötüdür oysa. Kendinle yüzleşememek vakitlerini kaçırdığı her an, biraz daha öteler insan kendini keşfetme yolculuğunu.

Ya da; yetişmemen gerekiyordur belki. O otobüsün içinde olmaman gerekiyordur. Kendin dahil kimse suçlu değildir. Kimse haklı, kimse haksız değildir ya da. Haklı ve haksız kavgalarından sıyrıldığında insan; olgunlaşmaz mı her seferinde daha da fazla. Ne fark eder haklı olsan. Ya da haksız olsan. Olmuştur, bitmiştir. Geçmişe takılıp kalmamalı, acının o en derinlerdeki hazzından sıyrılmalı insan. Ya da bir zafer sarhoşluğuna kaptırmamalı kendini. Yetişmekte olacağı otobüsü bile kaçırırken insan bazen; kazanmak, hedef, amaç, plan, program… gibi çok keskin çizgiler, Tanrı’yı oldukça fazla güldürüyor olmalı.

“Hiçbir şey yapmayalım o zaman” kaderciliği değildir bu. Bir kabuldür. Teslim olmaktır. İstediğin başrolü oynayamazsın her zaman. “Senaryo” senin dışında gerçekleşir çoğu zaman ve sen en iyi şekilde “oynamak” ile sorumlusundur sadece. Nedir sana yol gösterecek olan peki? Kopya da çekemezsin, taklit de edemezsin.
Kendini kendi samimiyetinde yakalamalı insan. Doğru ve yanlışın, gerçek ve sahtenin birbirine yapıştığı zaman aralıklarında; insanın elindeki tek meşale samimiyettir. Onu besleyen ve her daim diri tutan ise, gözyaşları. Ve en derinden gelen o gözyaşları senin yolunu belli eder. Çünkü ateşler sarar bazen içinde bulunduğun sahneyi ve kimse senin için söndür(e)mez o ateşi. Ya yanarsın yandıkça o ateşin içinde ya da o yangını söndürecek tek şey olan en sahici gözyaşların dökülür ve yoluna ancak öyle devam edersin.

Kategori: Genel Yazı

Etiket: {Ateş} {Doğru} {Gerçek} {Gözyaşı} {Kader} {Kötü} {Sahte} {Samimiyet} {Senaryo} {Yangın} {Yanlış} {Yargı} {Yol}

Ateşiniz var mı?

Karanlık hiç bu denli boğucu olmamıştı. Dakikalar önce rahatsız edici yüksek ses frekansından kendi isteği dışında kurtulmuş, bu sefer sessizliğe yakalanmıştı. Çıt yoktu. Ya da ses oluyordu da o mu duymuyordu henüz tam olarak bunun cevabını bilmiyordu. Hatırlayabileceği kadarıyla en başına gidip, şu an bulunduğu durum ile ilgili hafızasını yoklamaya çalıştı. Karanlığın ve sessizliğin rahatsızlığı üzerine, hafızasının işlevsizliği de eklenmişti. Olayın en başına gitmeyi zorunlu olarak bıraktı. Şu an içinde bulunduğu durum ile ilgili hafızasının ona yardım edemeyeceğini anlamıştı. En azından bunu anlayabilme ve düşünebilme yetileri çalışıyordu.
Onun için şu an elinde ne var onları ortaya dökmekte fayda vardı: Gözünü kapattığında daha da karanlık olduğuna göre, gözleriyle ilgili bir sıkıntı yoktu. Ortam karanlıktı ona emin olmuştu.
Bağırmak istediyse de vazgeçti, onun yerine bir iki şey çıktı ağzından. Duyma ve konuşmada da bir sıkıntı yoktu.
En başında yenik başladığı durum yavaş yavaş umut var eden ataklara dönüşüyordu.
Sigarası olsa tereddütsüz yakardı. Ama bi dakka. Sigarası olmalıydı. Sigara içtiğini ve hatta sabah ne giydiğini bile hatırlıyordu.
Hafızası içinde bulunduğu duruma neden olan şok ile birlikte kısa süreli gitmiş olmalıydı.
Sağ elini, pantolunun sağ cebine attığında ve sigara eline temas ettiğinde adeta çifte mutluluk yaşayacaktı ki, son içtiği sigarayı yakmak için çakmağı başkasından istediğini hatırlamıştı.
“Gelmişine geçmişine” sövmenin faydası olmayacağını bilse de, o çoktan sövmüştü bile.
Bu arada yeni durumda, oyuna başkaları da katılmıştı.
Hafızasının en son kaydettiği görseli çekip üzerine düşünmeye başladı. Bi’şey çıkmadı. Daha önceden tanıdığı biri değildi.
“Hay senin sıfatına” diyecek oldu ama adamın kendisine bi zararı olmamış hatta çakmağıyla fayda sağlayan, isimsizler listesine adını yazdırmıştı.
“Hayat ne garip gemiler falan”dan sonra, bu mevzu da literatüre girmeliydi: Muhtemelen hayatta bir daha hiç karşılaşmayacağın insanlarla sadece sigaranı yakmak için kısa ve net bir diyalog süreci:
– Ateşiniz var mı?
– Var
– Teşekkür ederim.

Ah. Keşke bütün mevzular bu kadar basit ve iki tarafı da yormayacak şekilde sonuçlansaydı.

Yine savruldu. İçine çektiği bu koku ona hiç de yabancı değildi. Düşüncelerine eşlik eden hislerinin yardımıyla, hafızası kendini toplamaya başlıyordu.

Hayatın ana ve ara sokakları. Kaybolmaktan çekinmeyenlerin çoğu zaman tek başına yürüdüğü, ana sokakların ışıltısından ve sesinden muzdarip ara sokaklar.
Çoğuna göre renksiz ama kimine göre ruhsuz kalabalığın hiç olmadığı kadar hayata ruh katan yollar diyarı.
Hem soyut hem somut gerçeklik.
Soyut halini düşünürken, somut olanı hafızası olağanca gücüyle önüne sermişti.

Karanlık ve sessiz ara sokakların birinde yürürken, rahatsız edici bir şekilde “Hırsızzz, yakalayın” bağırtısı hemen yanında yapılmış, bu yüksek ses onu son derece rahatsız etmişti.
En son hatırladığı dikey pozisyonu buydu. Hafızası hemen ardından hislerini tetikledi ve ensesindeki ağrıyı hissetti. “Bir darbe almış olmalıyım” diye düşündü.
Yanılmıyordu. Öyle olmuştu.

Bu kısa zaman diliminde, yakındaki bir karakol odasında, yarı baygın yarı uyanık halde yatmıştı.

O rahatsız edici ses tonu bu sefer onu yere sermemiş ayağa kaldırmıştı. Kadının biri diğer odada “Hırsızlar” diye 2 kişiye avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
Kulağından sonra içinde bulunduğu şaşkınlığa gözleri de katkı sağladı. Hafızasındaki son görsel “Hırsızlar” ithamı ile kadının mutlak galibi olduğu maçta adeta yerlerde sürünüyordu.

Komiserin, şikayetçi misiniz sorusunu çok da umursamadan, gözlerini adama çevirip: Çakmağınızı alabilir miyim dedi.
Bu sefer teşekkür etmedi.

Ah. Keşke bütün mevzular bu kadar basit olsaydı.
Ama değildi.
Hayat insanı yoruyordu ve ara sokaklara sapmanın illaki bir bedeli vardı.

Kategori: Genel Hikaye

Etiket: {Adam} {Ateş} {Bedel} {Çakmak} {Düşünce} {Hafıza} {Hayat} {Hırsız} {İnsan} {Karanlık} {Komiser} {Ortam} {Ruh} {Ses} {Sigara} {Sokak} {Somut} {Soyut} {Şok} {Teşekkür} {Umut} {Yeti} {Zaman}